DİYET, ZAYIFLAMA, KİLO VERME, OBEZİTE, ENDOKRİN UZMANI
PROF. DR. METİN ÖZATA - DİYET, ZAYIFLAMA, KİLO VERME, OBEZİTE, ENDOKRİN UZMANI DİYET, ZAYIFLAMA, KİLO VERME, OBEZİTE, ENDOKRİN
 
 
ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA
ZAYIFLAMAK
EGZERSIZ
KILO VERME
SEKER HASTALIGI
TIROID
GUATR
Prof. Dr. Metin ÖZATA
Yayımlanmış Kitaplar
Diyet
Beslenme
Obezite - Şişmanlık
Kilo Vermek
Zayıflama
Metabolizma
Kadınlar ve …
Beslenme ve …
Vitaminler - Doğal Ürünler
Makale Özetleri - Yenilikler
Site Haritası - Site Map
İletişim - Ulaşım
Videolar
Anasayfa

Kişiye Özel Kalıcı Zayıflama Rehberi - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ... Vitamin Miineral ve Bitkisel Ürün Rehberi - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...
Gİ Diyeti - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ... 99 Sayfada Kilo Yönetimi - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...
ENDOKRİNOLOJİ - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ... Diyabetle Kaliteli Yaşam Rehberi - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...
Doğru Beslen - Formda Kal - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ... 99 Sayfada Sağlıklı ve Dengeli Beslenme - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...
Guatr ve Tiroid Rehberi - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ... Tiroid Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...
Hayat Kurtaran Vitamin ve Mineraller - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...  

ANTİOKSİDAN VİTAMİNLER

 

ANTİOKSİDAN  VİTAMİNLER

 

Vücudumuzdaki hücreleri hasara uğratan, yaşlılığa  ve birçok hastalığın ortaya çıkmasına  hücrelerimizde oksijenin yanması sırasında oluşan serbest oksijen radikalleri  veya oksidanlar denir.  Oksidan maddeler ya  vücut dışından alınır ya da vücudumuzda oluşur. Oksidan maddelerin kanser, kalp hastalığı, artrit, katarak, hafıza kaybı ve yaşlanma  yapma etkileri vardır.

Vücut dışından alınan oksidan madde kaynakları şunlardır

Hava tozları
Ozon
Hiperbarik oksijen tedavisi
Radyasyon
Kimyasal maddeler
Toksik-zehirli maddeler
Bakteri ve virüsler (mikroplar)

Vücudumuzda oluşan oksidan maddeler ise şunlardır:

Süperoksit radikaller
Hidroksi radikaler
Nitrik oksit radikalleri
Hidrojen peroksit
Hipoklorik asit
Aldehitler

Bu oksidan maddelerin oluşumuna vücudumuzda bulunan ksantin oksidaz, nitrik oksit sentetaz  isimli enzimler ile  nötrofil adı verilen beyaz kan hücreleri yardımcı olur.

Vücudumuzdaki proteinler, DNA’mız  ve katı yağlar  oksitlenerek vücuda zararlı hale gelebilir. Kanımızdaki yağların oksitlenmesi ise damar sertliği yapar.    Oksidan maddelerden korunmak için vücudumuzun  korunma mekanizmaları vardır. Vücudumuz zararlı oksidan maddelerin etkilerini yok etmek için bazı enzimler ve moleküller kullanır. 

Vücudumuzu oksidan maddelerin etkilerinden koruyan enzimler şunlardır:

Süperoksit dismutaz (SOD)
Katalaz
Peroksidaz
Glukoz 6 fosfat dehidrogenaz
Glutatyon redüktaz

Oksidan maddelerden bizi koruyan moleküller ise şunlardır:

Glutatyon
NADH
Carnozin

Gıdalarla alınan  ve vücudumuzu koruyan antioksidan maddeler  şunlardır:

Karoten  ( A vitamini)
Tokoferol (E vitamini)
Polifenoller (Çay, şarap)
Askorbik asit (C vitamini)
Lipoik asit
Likopen
Üzüm çekirdeği

KAROTENOİDLER

A vitamini öncüleridirler. Antioksidan etkiye sahiptirler. Serbest radikalleri ve oksijeni yok ederler. Kandaki  karotenoid miktarı ile   oksidatif hasarın önlenmesi arasında kuvvetli bir ilişki vardır. Bazı bilimsel çalışmalar karotenoidlerin kansere karşı korunma yaptığını bazıları ise böyle bir etkinin olmadığını saptamışlardır. A vitamininin DNA’yı  koruduğu gösterilmiş olmasına karşın karotenoid verilmesinin faydalı olup olmadığı kanıtlanamamıştır.

B12 VİTAMİNİ  VE FOLAT

Bu iki vitamin DNA’nın metabolizmasının düzenli olmasında önemli görev alırlar. Folik asit yetmezliğinde  DNA ve kromozom kolay kırılır..  B12 ve folat DNA’nın şekli yapısının korunmasında rol alan S-adenozil-metionin  maddesinin yapımı için de gereklidirler. Folat ve B12 vitamininin  kansızlığı önleyici kan seviyeleri belirlenmiş olmasına rağmen kromozom hasarını azaltmak için gerekli kan konsantrasyonları bilinmemektedir.

C VİTAMİNİ

Laboratuar ortamında C vitaminin kuvvetli antioksidan etkiye sahip olduğu ve DNA hasarını azalttığı gösterilmiştir. İnsanlarda ilave C vitamini alınmasının genlerin korunması için faydalı olup olmadığı bilinmemektedir. Fazla C vitamini alınmasının zararlı olduğuna dair bir kanıt yoktur.

D VİTAMİNİ

Antioksidan etki gösterir ve DNA’yı korur. .  Klinik çalışmalarda antioksidan etki pek gösterilememiştir. D vitamininin fazla alınması zararlı olduğundan yeterli dozlarda alınması gerekir.  D vitamini osteoporoz (kemik erimesi), multipli skleroz (beyin ve sinir hastalığı) ve hipertansiyonlularda faydalı olabilir. Tümör büyümesini engelleyici etkisi  vardır.

E VİTAMİNİ

Yağların oksitlenmesini önler ve kromozom hasarını azaltır.  E vitamininin  kanser, kalp ve damar hastalıkları ve iltihabi hastalıklarda etkili olur.

KOENZİM Q10

Koenzim Q10 yağda eridiğinden tüm hücre zarlarında ve  yağları taşıyan proteinlerin  yapısında bulunur. Hücre içinde enerjinin oluşturulmasında koenzim Q’ ya ihtiyaç vardır. Koenzim Q 10’nun antioksidan  özelliği  vardır. Koenzim Q 10 ‘nun vücudumuzda yapılabilmesi için  B6 vitamine ihtiyaç vardır.  Koenzim Q10  vücudumuzda yapıldığı gibi bazı gıdalarla da alınır. Kırmızı et, tavuk eti, balık, soya fasülyesi, soya yağı, ceviz, badem, sebze ve meyvelerde  Koenzim Q 10 vardır.   Yapılan klinik çalışmalarda koenzim Q10’un damarların içini saran endotel isimli zarın iyi görev yapmasını sağladığı gösterilmiştir.  Endotel iyi görev yapmazsa damar sertliği oluşmaktadır. İlave olarak alınan koenzim Q10 ilaçlarının  dokularda koenzim Q10’nu  artırdığı şüpheli olsa da kan düzeylerinde artış olmaktadır.  Kolesterol düşürücü ilaç alanlarda kalp ve iskelet kasında konzim Q10 düzeyinde azalma olduğu saptanmıştır. Koenzim Q10’un faydalı olduğu durumlar şunlardır:

Hipertansiyonlu hastalarda tansiyon ilaçlarıyla birlikte  120 mg/gün dozunda alındığında  faydalı olduğu gösterildi, ancak uzun sürede nasıl etki yaptığı bilinmiyor.

Kardiyomyopati denilen kalp hastalığında  faydalıdır

Mitokondrial diabet denen bir tür şeker hastalığında  faydalı olduğu saptanmıştır..

Anti-aging (yaşlanmayı geciktirici) olarak etkisi bulunamadı.

Parkinson hastalarında 1200mg/gün dozunda faydalı olduğu klinik çalışmalarla gösterilmiştir.

Sperm sayısını ve hareketini artırdığı gösterilmiştir

Damar sertliğini önlediği tam ortaya konamamıştır.

Kalp yetmezliğinde faydalı olduğu iddia edildiyse de ileri klinik çalışmalara gerek vardır.

Atletik performansı artırmadığı saptanmıştır.

Coumadin kullananlarda ve kolesterol düşüren  ilaçlarla (Zocor, pravokol, Lipitor gibi) etkileşimi olabilir. Bu ilaçları alanlar koenzim Q 10 alırken dikkatli almalıdırlar.

ALFA-LİPOİK ASİT (TİOKTİK ASİT)

Alfa lipoik asit bitki, hayvan ve insanlar tarafından yapılabilen doğal bir  maddedir.  Bazı enzimlerin çalışması için gerekli olduğu gibi,  kuvvetli bir antioksidandır.  R ve S izomerleri vardır. Kandaki ve dokulardaki zararlı  oksijen ürünlerini ve nitrojen parçalarını yok eder. Suda ve yağda eriyebilir ve bu özelliği nedeniyle birçok dokuya ulaşabilir. Bu arada  vücuttaki antioksidan glutatyon enzimini artırır. GLUT 4 denen kan şekerini hücreye sokan proteini artırarak kan şekerinde azalma yapabilir. . Kandaki zararlı bazı serbest demir ve bakır iyonlarını  bağlayarak onların serbest radikal oluşturmasını önler.  Kan şekerini düzeltir ve insülinin etkisini artırır. Özellikle şeker hastalarında sinir hasarını önler. Sinir dokusundan salınan büyüme faktörünü artırır. Diyabetik nöropatisi olan hastalarda 3 haftada belirgin düzelme yapar.

Alfa-lipoik asit  sakatat olarak inek böbreği, inek kalbi, inek karaciğeri, brokoli, ıspanak, domates, Brüksel lahanası ve yumurta sarısında vardır.

Piyasada satılan alfa-lipoik asit tablet veya kapsüllerindeki alfa lipoik asit dozu fizyolojik ihtiyacın çok üzerindedir. Özellikle Almanya’da klinik çalışmaları fazla yapılmış ve reçeteyle verilmektedir. Hızla emilip plazmadan hızla kaybolduğundan gün içinde bölünmüş dozlarda alınmalıdır. Beyin fonksiyonlarını düzeltmek için  100 mg lık kapsüllerinden günde 2 defa alınır. Antioksidan etkisinden faydalanmak için  günde 600 mg’a kadar alınabilir. R alfa lipoik asit izomeri daha etkilidir.  600 mg/gün dozunda iyi tolere edilir. 1200 mg/gün dozunda 2 yıl kullanılmış ve yan etki gözlenmemiştir. Yüksek dozlarda  kanama zamanını uzatabilir.

Şeker hastalığının zararlarından korunmak  için 200 mg’lık kapsüllerinden günde 2 defa, Diabetik nöropati tedavisi için 200mg lık kapsülleri günde 3 defa alınmaktadır. . Şeker hastalarında uzun süre alınınca  kan şekerinde aşırı  düşme olabileceğinden insülin veya tablet türü ilaçların dozunu ayarlamak gerekebilir. Bu nedenle alfa-lipoik asit verilen şeker hastalarında kan şekeri başlangıçta sık takip edilmelidir.  Bazen midede rahatsızlık, alerjik reaksiyon yapabilir. Bu durumda ilaç kesilir.

LİKOPEN

Kırmızı renkli bir pigmettir ve domates, karpuz ve kırmızı greyfurtun rengini verir. Kuvvetli bir antioksidandır. Domates, salça ve böğürtlen fazla yiyenlerde prostat kanserinin daha az görüldüğü saptanmıştır. Taze domates kandaki likopen seviyesini fazla yükseltmez, ancak salça likopen düzeyini çok fazla yükseltir.  Yağların bağırsaklardan emilimi için likopene ihtiyaç vardır. Haftada 5 defa salça yemek prostat kanserine karşı koruyucu etki gösterir.  Türkiye’de yapılan bir bilimsel çalışmada Profesör Durak ve arkadaşları domates suyunun  prostat kanserli hastaların prostatlarında  adenozin deaminaz isimli bir enzimin çalışmasını önleyerek faydalı olduğunu göstermişlerdir (Nutr. Res. 23:1183, 2003).

ANTİOKSİDANLARIN KULLANILMASI GEREKEN DURUMLAR

Vücutta oksidatif stresin arttığı (sigara içimi, aşırı egzersiz, tozlu ortamlar gibi) durumlarda antioksidan vitamin ve minerallerin kullanılması faydalıdır. Bunları bol sebze ve meyve yiyerek  de alabilirsiniz. Özellikle renkli meyve ve sebze tüketimi artırmak bu konuda faydalıdır. Yeterince meyve ve sebze yiyemiyorsanız şu durumlarda antioksidan vitamin ve mineral almak uygun olabilir.

Sigara içenler özellikle C vitamini ilave almalılar

Maroton koşucusu atletler veya ağır egzersiz yapanlar: Egzersiz yapılınca oksijen tüketiminde 10-20 kat artış olur ve bu durum reaktif oksijen radikallerinin artmasına yol açar. Bu tür kişilerin özellikle C ve E vitamini alması faydalıdır.

Organ trasplantasyonu  veya  kalp  koroner  damar anjioplastisi (balon tedavisi)  yapılan hastalarda faydalıdır.

Şeker hastalarında şekerin yan etkilerinden korunmak için

Kolesterolü yüksek kişilerde damar sertliğinden korunmak için

Koroner kalp hastalarında kalbi korumak için antioksidan ilaçlar alınabilir.

 

 

 
   
 
© 2018 Prof. Dr. Metin ÖZATA Web Tasarım